Satılan Ürünler

Özel olarak kültive edilmiş çeşitli sukulentler!
İrtibat:
Sukulent Üretim
Hediye Akcan
İnstagram: sukulent.uretim

Adım Hediye Akcan, 42 yaşındayım. 3 çocuk annesiyim. Benim bu işe başlamamdaki en büyük etken, her anne gibi benim de çocuklarım oldu. Onları en iyi şekilde yetiştirip kimseye muhtaç olmadan okutmak istiyordum. Bunun için yapabileceğim tek iş olarak aklıma gelen üretim yapma fikriydi. Bu fikrin oluşmasındaki en büyük etken babamın fidanlığının olmasıydı. Onlar bu bitkileri dışarıdan alıp satıyorlardı. Ben de kendime ‘’neden bu bitkileri ben üretip onlara satmıyorum’’ dedim. Ve bu işe başlamaya karar verdim. Ama bu işi yapmam için hiçbir sermayem ve maddi olanağım yoktu.

Ben de onların satın almış oldukları bitkilerden çelikler alarak bu işe başladım. Onlar ne getirirse ben her bitkiden 1-2 çelik alarak dikiyordum. Bir gün sukulent satan bir beyefendi geldi. Ben de o kadar üretime meraklıydım ki beyefendiye ‘’siz bu sukulentleri nasıl üretiyorsunuz? ‘’dedim. Beyefendi ise alaylı bir şekilde ‘’Sen yapamazsın, bana rakip olamazsın, uğraşmana değmez.’’ dedi.

Adamın o sözü o kadar zoruma gitti ki kendi kendime dedim ki bu adama inat yapacağım ve adam gelince ona ürettikleri mi göstereceğim dedim. O kadar kalbim kırılmıştı ki neden dedim. O erkek olduğu için kendini her şeyi yapar gözüyle bakıyordu. Bana ise ‘’sen yapamazsın’’ dedi. Sırf o adama inat başlayacağım dedim ve artık sırt sukulentlere yöneldim. Onları üretmeye karar verdim. Ailem de bendeki bu üzüntüyü ve üretime olan hevesimi görünce ufak bir seraları vardı, onu bana verdiler. Burada istediğini üret dediler. Ben de oradan buradan kopardığım sukulent yapraklarını üretmeye, nerede değişik bir sukulent görsem almaya çalıştım. 2. yılın sonunda Seram sukulentlerle dolmuştu. Artık serama sığmıyordu. Bir gün kardeşlerime bana sukulentlerimi dışarı çıkarmam için yardım etmelerini istedim. Onlar yardıma geldiklerinde gözlerine inanamadılar. Çünkü ben o minicik Yapraklardan bir sera dolusu sukulent üretmiştim. Bana bunu nasıl başardığımı sordular. Ben ise üretimi o kadar çok seviyordum ki, nasıl yaptığımı ve ne ara bu kadar çoğaldıklarının farkında bile değildim. Sadece onlarla ilgilenmek beni rahatlatıyordu ve stresimi alıyordu. Onların gelişmelerini izledikçe kendimi bir kadın doğum doktoru olarak görüyordum. Çünkü o yaprakların yavru vermeleri o kadar güzel ve keyif vericiydi ki, her yaprağı gerçek bir bebek gibi geliyordu bana. Şimdi 4 yılım oldu ve artık bu işin uzmanı oldum. Yani ‘’sukulent doğum uzmanı’’. Gün geçtikçe çok iyi bilgiler ediniyorum ve bu bilgilerin hepsini deneme yanılma yöntemiyle kimseden yardım ve bilgi almadan öğrendim.

Benim isteğim bu hikayemle birlikte hiçbir kadının ne olursa olsun yılmaması gerektiğini göstermek. Kendi ayakları üstünde durabilmek adına her şeyi yapabilmeyi göze almalılar ve her ne olursa olsun kimsenin onların moral ve motivasyonlarını bozmasına izin vermemeliler.
Kadın isterse her şeyi yapar…